Allah'ın ipine güvenmek
Yayın tarihi: 11 Kasım 2021, 10:16 Ürün kodu: 698239
Türkiye Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Sayın Hasan Kanaatlı'nın, El-Kadr'a verdiği röportajda şunları dedi:
-"Allah'ın ipine güvenmek" Müslümanların birliğinin anahtarıdır. Hz. Peygamber'in hayatı İslam birliğini ve Müslüman kardeşliğini güçlendirmenin temelidir!"
Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Hasan Kanaatlı, "hadislerin tefsirinde koordinasyon sağlanmasını, İslam ümmetinin birliği açısından etkili bir adım olarak değerlendirdi!"
Ve sözlerine şöyle devam etti:
Şii ve Sünni âlimlerin bakış açısına göre Müslümanlar arasında birlik oluşturmada "durum"un rolüne değinen Türkiye Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Hasan Kanaatlı, Near Haber Ajansı'nın Uluslararası İlişkiler Bölümü muhabirine şunları söyledi:
- "Âl-i İmran Suresi'nin 103. ayetinde geçen "Allah'ın ipinde durun" ifadesi, Müslümanları birlik ve beraberliğe çağıran Kur'an'ın temel ilkelerinden biridir."
Kanaatlı şöyle devam etti:
"Sünni âlimler, "Allah'ın ipi"ni Kur'an, İslam dini, millet birliği veya Hz. Muhammed'in (sav) sünneti olarak yorumlarlar. Ayrıca "dini", önyargıları aşmanın ve "Müslümanları Kur'an ve Sünnet ekseninde birleştirmenin" önemini vurgularlar.
Şii âlimlerin "Hablillah"ı Kur'an'a ek olarak "Ehl-i Beyt'in İmamet'i" olarak yorumlama teorisine de sahipler! Bu duruma atıfta bulunan Kanaatlı, şunları kaydetti:
-"Şii âlimlere göre İslam Peygamberi (sav) geride iki değerli emanet bıraktı: "Kur'an" ve "Ehl-i Beyt".
Kısacası Şii alimleri, İslam ümmeti içerisinde bölünmeyi önlemenin yolu olarak bu ikisine bağlı kalmayı ön görüyorlar!
Türkiye Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı şunları vurguladı:
-Hem Şii hem de Sünni bakış açıları, ümmetin ortak noktalarını ve değerlerini vurgularlar ve onlar arasındaki yorumlar farklı olsa da "İtisam", birlik için ortak bir platform olarak kabul edilir.
"Hablüllah'a İtisam/Allah'ın ipine sarılma" kavramına dayalı Müslüman birliğini güçlendirme stratejilerini vurgulayan Genel Başkan, bu stratejileri şöyle açıklıyor:
1-) Kur'an, Peygamber (sav) sevgisi, namaz, oruç ve tüm İslam mezhepleri arasında kabul gören diğer ilkeler gibi ortak değerlere sürekli vurgu yapmak!"
2-( Farklılıkları kabul eden, ancak bölücü dil ve davranışlardan kaçınan "dini fanatizmden kaçınmak".
3-) Şii ve Sünni âlimler arasında bilimsel toplantılar ve dinler arası forumlar aracılığıyla etkileşim ve karşılıklı düşünce ortamı yaratılarak oluşturulan "âlimler ve dinî elitler arasında diyalog".
4- ) Milletin, özellikle genç neslin bilincini güçlendirmek",
5-) Birlik ve İslam kardeşliği kavramlarının öğretilmesi ve eğitim sisteminde düşmanlıktan kaçınılması!'
6-) Dış tehditlere karşı ortak tavır almak!
7-) İslam ümmetinin İslamofobi veya Müslüman haklarının ihlali gibi tehlikelere karşı söz birliği içinde olmak!
8-)Müslümanların birliğini vurgulayan İslam Peygamberi'nin hayatı ve davranışlarını öğretmek!
9-)İslam Peygamberi'nin (SAV) hayatı boyunca farklı etnik kökenler, kabileler ve gruplar arasında birlik ve beraberlik yaratmaya çalıştığını hatırlamak!"
10-)İslam Peygamberi, Muhacirler ve Ensar arasında kardeşlik bağları kurarak iç dayanışmanın temelini nasıl güçlendirdiğini incelemek"
11-) Müslümanlar ve Yahudiler arasında "Medine Antlaşması"nı hazırlayarak barışçıl bir dinsel birlikteliğin örneğini nasıl oluşturduğunu iyi etüd etmek!
12-) Veda Hutbesi'nde ırkçılığı ve etnik üstünlüğü reddederek, "Hiçbir Arap'ın Arap olmayandan, hiçbir Arap olmayanın da Arap'tan üstün olmadığını" vurguladığı hususunu sürekli hatırlamak!
13-) ilk dönem Müslümanların Rakiplerine bile şefkat ve hikmetle davrandıklarını göz önünde tutarak tehdit ve şiddetten kaçınmak!
14-) Hz. Peygamber'in hayatının İslam toplumlarının birliğini güçlendirmede ve Müslümanlarla ilişkilerde barış ve dayanışma mesajlarının etkisinde kullanılması gerektiğine dikkat etmek vs.
Kanaatlı, sözlerini şu cümlelerle tamamladı:
Hz. Peygamber'in (sav) hayatı, birliğin temeli olabilecek ahlaki, siyasi ve sosyal öğretilerle doludur. Hz. Peygamber (sav), Müslümanlara adalet ve hakkaniyetle davranmış ve bu yaklaşım halkın güvenini pekiştirmiştir. Mekke'nin fethinde eski düşmanlarına karşı affedici davranmış ve bu da halkın uzlaşısının yolunu açmıştır. Sahabelerinin görüşlerini toplumsal karar alma süreçlerinde kullanmış ve bu da toplumda katılım alanını genişletmiştir. Sosyal statüye bakılmaksızın herkese saygıyla davranmıştır.




