ammaraga @ gmail.com

Müslümanların Musibetlerinin sebebi!..

Geri kalmışlık, Hurafat, cehalet, aslı astarı olmayan inanışlar, yoksulluk, sömürge, esaret, işgal vs... İslam aleminin başına gelen tüm bu olumsuzluklar yeni değil. Vefasızlığın ihanetin gerçekleştiği Gadir-i Hum gününden beri bu musibetler yaşanmaktadır. Orada ahde vefasızlık yaşandı. Ümmet Gadir-i Hum'da ahdedip biat ettikten sonra ahdinden yüz çevirdiği için sürekli musibetler yaşıyor. Kerbela musibeti de bu ahde vefa gösterilmediği için yaşandı. Gadir-i Hum'da Velayet için biat alınmıştı. Velayet için ahitleşilmişti. Velayet, İslâm ümmetinin bekasını güvence altına alır; velayet olmaksızın ne ümmet kalır ne imamet. Filistin, Afganistan, Pakistan ve sair pek çok sözde islam ülkelerinde yaşanan tüm bu acı olayların hepsi, peygamberin Gadir-i Hum'da buyurmuş olduğu iki emanete sarılmamaktan dolayı yaşanmaktadır.

Allu teala Maide suresi 67. ayette şöyle buyuruyor:

"Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir." (Maide 67)

Bu ayetten aşağıda sıraladığım bir kaç önemli mana anlaşılmaktadır:

1- Hz. Ali'nin (a.s) Velayetini duyurmamak Risaleti bile batıl ediyor: ("Eğer bunu yapmazsan, O'nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.")

2- Hz. Resullahı ve onun getirdiği dini tehdit eden birşeyler var: ("Allah, seni insanlardan korur.")

3- Bu Hz. Ali'nin (a.s) Velayetine karşı çıkanlar hakkında Allahu teala buyuruyor: ("Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.")

Hz. Resulullah (s.a.a) Gadir-i Hum'da şöyle buyurdu:

“Ben sizin aranızda iki şey bırakıyorum; onlara sarıldığınız sürece sapıklığa düşmezsiniz. Biri Allah'ın kitabı ve biri de Ehlibeyt'im-itretimdir. Ey İnsanlar! Dinleyin! Hiç kuşkusuz, Allah'ın mesajını tebliğ ettim. Sizler (Kevser) havuzun başında yanıma geleceksiniz. Ben, sakaleyn hakkında nasıl bir tavır takındığınızı soracağım. Sakaleyn; yüce Allah'ın kitabı ve benim Ehlibeyt'imdir.” (Kuleyni, Kâfi, c. 1, s. 294.)

Bugün Müslümanların bu halde olmalarının sebebi, bu iki emanete sarılmamaktır.

Arkasından Maide 3. ayette şöyle buyuruyor:

"Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim. "

bu ayete rağmen bugün kâfirler neden yeniden bizi yok etmeye ümitlendiler ve topyekun bize saldırmakta ve kötülükte bulunmaktadırlar.

Bu ayetten de aşağıda ki bir kaç mana anlaşılmaktadır:

1- Velayete ahde vefa gösterilseydi kafirler bugün bizim dinimizi yok etmek için yeniden ümitlenemezlerdi: ("Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler.)

2- Bugün biz Allahtan çok kafirlerden korkuyoruz: (Artık onlardan korkmayın, benden korkun.)

3- O gün (Gadir-i Hum'da) Velayete ve Ahde vefalı olsaydık İslam'dan başka birşeylerin peşine düşmez başka başka yollara sapmazdık: (Ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim. ")

Allahu Teala bizim İslam'dan başka mezhebe uymamızı istemiyor. Velayet nuru ile İslam birleştiricidir. 

Yine bu konu ile ilgili Al-i İmran 85. ayette şöyle buyuruyor:

"Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır." (Al-i İmran 85.)

1- Dinimizin adı İslam'dır: (Kim İslâm'dan başka bir din ararsa...)

2- Adı ne olursa olsun İslam'dan başka hiç bir inanç kabul edilmeyecektir: (ondan kabul edilmeyecek...)

3- O, dünyada olduğu gibi ahirette de hüsrana uğrayanlardan olacaktır: (Ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır...)

VE'S-SELAM...