h.kanaatli @ hotmail.com

KERBELA ÜZERİNDEN OYNANAN OYUNLAR!

İlk önce şunu bilmeliyiz ki din; örneğin " insan değildir, fakat "insanın üzerine giydirilen bir elbisedir!"

Tabiatıyla bir yaşındaki çocuğun üzerine giydirilen elbise, on yaşındaki çocuğun üzerine giydirilmez, çünkü çok dar gelir!

Bundan 1400 sene önceki Muharrem yası ile bu günkü yas da öyledir! Artık o eski ağlama, mersiye okuma, sine dövme, çamura belenme, zincir vurma, kama ile kafa yarma vs. işini bu asırda terk edip, çağın şartlarına uygun matem merasimleri yapmak gerekir. Yoksa o elbise misali 14 asır öncesine nispeten insanlık büyümüş, gelişmiş, Kemal'e ulaşmış, bir yaşını çoktan geçmiş yirmi yaşındaki bir delikanlı olmuştur! Artık bu yaşa göre ona elbise giydirmek gerek!

Kerbela matemleri artık bu kabuk görüntülerden çıkartılmalı ve en fazla içerisindeki değerlere önem verilmelidir. Yani Sedefin içinde inci vardırsa o sedef değer teşkil eder ve artık o inciler sedefin içinden çıkartılıp değerlendirilmelidir, şayet o sedefin içinde inci yoktursa, ona deniz kabuğu denir ve hiç bir değer teşkil etmez!

Diğer bir ifadeyle Kerbela; bir çoğumuz için elimizdeki kapağı açılmayan bir sandık gibidir. Artık onun içini açıp bir bakmalıyız, şayet bizim için değerli şeyler varsa, onu dünyaya teşhir etmeliyiz, şayet içinde bir şey yoktursa, boşu boşuna benim sandığımın içinde neler var neler gibisine boş hayallerle kendimizi avutmamalı ve bu konu üzerinden bizim üzerimizden geçinenlere alet olmamalıyız!

Duyduğum kadarıyla Kerbela'ya İngiliz ajanları bile girmiş orada hürafi planlarını icra ediyorlar!

Çünkü bizler o cevherleri idrak etmez sadece sevap kazanma düşüncesiyle oraya gider isek, onlar da bize hürafi işleri yaptırarak güzel sevap yolları gösterirler. Birde bakarız ki sevap adıyla affedilmez günahlar işleyip dönmüşüz!