Tarihin Taş Duvarlarında Sanatın İzleri: Harmandöven Kervansarayı’nda “Nakş-ı Saray” Büyüsü
(Erdal Yalçın) Tarihin sessiz tanıkları arasında yer alan asırlık taş yapılar, kimi zaman geçmişin izlerini, kimi zaman da geleceğin estetik anlayışını taşır. Bu kez o tarihi atmosfer, sanatın ince dokunuşlarıyla yeniden hayat buldu. Iğdır Üniversitesi tarafından düzenlenen “NAKŞ-I SARAY” sergisi, Selçuklu mirasının önemli yapılarından biri olan Harmandöven (Ejder) Kervansarayı’nda sanatseverlerle buluşarak kültür ve sanatın unutulmaz bir şölenine dönüştü.
Iğdır’a yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta, tarihi İpek Yolu’nun tali güzergâhlarından biri üzerinde bulunan ve 12. yüzyılda Sürmari Emiri Şerafettin Ejder tarafından yaptırıldığı düşünülen tarihi kervansaray, bu kez kervanları değil; sanatın zarafetini ağırladı. Tezhip, minyatür, cam ve çini sanatının eşsiz örnekleri, taş duvarların arasında adeta geçmiş ile bugünü aynı estetik çizgide buluşturdu.
Küratörlüğünü Fatime Savaş Can ve Elif Kırkkeseli’nin üstlendiği sergide, 34 katılımcının titizlikle hazırladığı eserler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Tarihi mekânın mistik atmosferiyle bütünleşen eserler, sanatseverlere yalnızca bir sergi değil; aynı zamanda kültürel bir yolculuk yaşattı.
Serginin açılışı, Vali M. Fırat Taşolar ve eşi Didem Taşolar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış kurdelesi, üniversite rektörü Ekrem Gürel ile birlikte kesilirken, tarihi yapının sanatla yeniden canlanması büyük takdir topladı.
Açılış öncesinde konuşan Rektör Ekrem Gürel, Harmandöven Kervansarayı’nın yalnızca tarihi bir yapı değil, aynı zamanda kültürel hafızayı taşıyan önemli bir merkez olduğunu vurguladı. Gürel, üniversitenin bu tarihi mekânı bilimsel ve sanatsal etkinliklerle yaşatma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.
Küratör Elif Kırkkeseli ise öğrencilerle birlikte hazırlanan eserlerin, kervansarayın ruhuna uygun bir atmosferde sergilenmesinin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını dile getirdi. Çini, seramik ve tezhip çalışmalarının ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü belirten Kırkkeseli, sanatın tarihi mekânlarla birleştiğinde çok daha etkileyici bir kimlik kazandığını söyledi.
Minyatür sanatına dair çalışmalar hakkında bilgi veren küratör Fatime Savaş Can da, geleneksel sanat anlayışını çağdaş yorumlarla harmanladıklarını ifade etti. Cam altı ve cam üstü teknikleriyle hazırlanan minyatür eserlerin, geçmişin estetik birikimini günümüz sanat anlayışıyla buluşturduğunu kaydetti.
Yoğun katılımın yaşandığı sergide, eserler hakkında detaylı bilgiler öğrenciler ve küratörler tarafından ziyaretçilere aktarıldı. Ancak etkinlik yalnızca bu görsel sanatlarla sınırlı kalmadı. Kervansarayda sahne alan Kafkas ekibi, yöresel halk oyunlarıyla etkinliğe kültürel bir ritim kattı. Müzik öğretmeni Serhat Akkuş tarafından gerçekleştirilen dinleti ise tarihi atmosferin duygusunu daha da derinleştirdi.
“NAKŞ-I SARAY” sergisi, yalnızca sanat eserlerinin sergilendiği bir etkinlik olmanın ötesine geçerek; tarihin, kültürün, müziğin ve geleneksel sanatların aynı çatı altında buluştuğu anlamlı bir kültür şölenine dönüştü. Asırlardır yolculara ev sahipliği yapan Harmandöven Kervansarayı, bu kez sanatın ve yeteneğin buluşma noktası olarak hafızalarda yer etti.






