officialkunco @ gmail.com

Özbekistan neden nükleer enerjiye geçiyor?

Orta Asya'nın en kalabalık ülkesi Özbekistan, artan elektrik ihtiyacı karşısında enerji politikasını yeniden şekillendiriyor.

Uzun yıllardır elektrik üretiminde büyük ölçüde doğal gaza dayanan ülke, güneş ve rüzgâr yatırımlarını artırırken nükleer enerjiyi de uzun vadeli enerji planlamasına dahil ediyor. Cizzak bölgesindeki ilk nükleer enerji projesi, ülkenin uzun vadeli enerji politikasının önemli unsurları arasında yer alacak.

Özbekistan’ın nükleer enerjiye yönelmesini anlamak için mevcut elektrik sistemine bakmak gerekiyor. Ülke 2023 yılında 74,3 teravat saat elektrik üretirken bunun 56,4 teravatsaati, yani yaklaşık yüzde 76’sı doğal gazdan sağlandı. Kömürün payı yüzde 11, hidroelektriğin payı ise yüzde 9 civarında kaldı. Bu tablo, doğal gazın Özbekistan elektrik sistemindeki belirleyici konumunu ortaya koyuyor.

Doğal gaz zengini bir ülke açısından bunda olağan dışı bir durum görünmeyebilir. Ancak nüfus arttıkça, şehirler büyüdükçe ve sanayi geliştikçe elektrik talebi de yükseliyor. Bu noktada mesele yalnızca yeterli doğal gaza sahip olmak değil, bu değerli kaynağın ekonominin hangi alanında kullanılmasının daha verimli olacağına dönüşüyor.

Üstelik bu kaynak yalnızca elektrik üretiminde kullanılan bir yakıt değil. Petrokimya ve gübre üretiminden sanayinin farklı kollarına kadar geniş bir ekonomik kullanım alanına sahip. Elektrik talebindeki artışla birlikte daha fazla gazın santrallerde tüketilmesi, kaynağın diğer ekonomik alanlarda değerlendirilme imkânını sınırlayabilir. Nükleer enerjinin Özbekistan açısından stratejik önemi de burada ortaya çıkıyor.

Cizzak’taki proje teknolojik yapısıyla dikkat çekiyor. Mayıs 2024’te imzalanan sözleşmede altı küçük modüler reaktörden oluşan toplam 330 megavatlık bir santral öngörülüyordu. Projenin kapsamı daha sonra genişletildi. Güncel plana göre iki adet 1.000 megavatlık VVER-1000 reaktörü ile iki adet 55 megavatlık RITM-200N küçük modüler reaktörün aynı proje kapsamında yer alması öngörülüyor. Böylece planlanan toplam kurulu güç 2.110 megavata ulaşıyor.

Proje kapsamında açıklanan güncel projeksiyonlara göre tesisin bütün üniteleri faaliyete geçtiğinde yılda yaklaşık 16–17 milyar kilovatsaat elektrik üretmesi ve Özbekistan’ın enerji dengesinin yaklaşık yüzde 12–15’ini karşılaması bekleniyor. Bu büyüklük, nükleer enerjinin gelecekte Özbekistan’ın elektrik sisteminin önemli üretim kaynaklarından biri hâline getirilmek istendiğini gösteriyor.

Özbekistan’ın nükleer enerjiye yönelmesini dikkat çekici hâle getiren bir başka unsur uranyum. Ülke dünyanın önde gelen uranyum üreticileri arasında bulunuyor. Ancak uranyuma sahip olmak ile nükleer enerji teknolojisini işletmek aynı şey değil. Nükleer enerji; reaktör teknolojisinden güvenlik sistemlerine, mühendislik kapasitesinden yetişmiş insan gücüne kadar geniş bir altyapı gerektiriyor. Özbekistan’ın önemli sınavlarından biri, bu sistemi uzun yıllar güvenli ve sürdürülebilir biçimde yönetebilecek kurumsal kapasiteyi oluşturmak olacak.

Yatırımın bir diğer boyutu Rusya ile kurulan uzun vadeli teknoloji ilişkisi. Proje Rusya’nın devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom ile yürütülüyor. Nükleer enerji yatırımlarında ilişki santralin kurulmasıyla sona ermiyor. Yakıt tedariki, bakım, mühendislik desteği, personel eğitimi ve modernizasyon gibi alanlar uzun vadeli teknolojik ve ticari ilişkiler doğurabiliyor. Bu nedenle nükleer santraller yalnızca elektrik üretim yatırımları değil, ekonomik ve jeopolitik sonuçlar doğurabilecek stratejik tercihler olarak da değerlendiriliyor.

Nükleer enerji ülkenin bütün enerji sorunlarını tek başına çözecek bir seçenek değil. Yüksek yatırım maliyetleri, uzun inşaat süreleri, finansman ihtiyacı, güvenlik standartları ve nükleer atıkların yönetimi ciddi planlama gerektiriyor. Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynakların büyümesi de enerji sistemlerinin tek bir teknoloji yerine birbirini tamamlayan farklı kaynaklar üzerinden kurulmasını gerekli hâle getiriyor.

Cizzak’taki proje 2026 yılında aktif inşaat aşamasına geçti. Özbekistan Cumhurbaşkanlığı tarafından Eylül 2026’da açıklanan bilgilere göre sahadaki çalışmalar ilerlerken reaktör binasının temel çukuru tamamlandı ve temel çalışmalarında beton döküm aşamasına geçildi.

Özbekistan’ın nükleer enerji hamlesini yalnızca yeni bir santral yatırımı olarak okumak eksik kalacaktır. Enerji güvenliği artık bir ülkenin yalnızca ne kadar petrol, doğal gaz, kömür veya uranyuma sahip olduğuyla ölçülmüyor. Asıl belirleyici olan, sahip olunan kaynakları teknoloji, yetişmiş insan gücü, şebeke altyapısı ve uzun vadeli enerji politikasıyla bir araya getirebilme kapasitesidir.

Cizzak’ta başlayan süreç Özbekistan açısından önemli bir sınav olacak. Ülke yalnızca bugünün artan elektrik ihtiyacına cevap vermeye değil, 2040’lı ve 2050’li yılların enerji sisteminin temellerini bugünden atmaya çalışıyor. Bunun ne ölçüde başarılı olacağını ise yatırım maliyetlerinin yönetimi, dış teknolojiye bağımlılığın ne ölçüde azaltılabileceği, yerli insan kaynağının geliştirilmesi ve nükleer enerjinin yenilenebilir kaynaklarla ne kadar sağlıklı bütünleştirilebileceği belirleyecek.