officialkunco @ gmail.com

Santraller hazır, transformatörler nerede?

Dünyanın en büyük ekonomileri elektrik altyapılarını yenilemek için milyarlarca dolar harcıyor. Yeni santraller kuruluyor, iletim hatları planlanıyor, eski şebekeler değiştiriliyor. Ne var ki bütün bu yatırımların önünde pek konuşulmayan bir engel var: Transformatör.

ABD'den Avrupa'ya kadar elektrik şirketleri, büyük güç transformatörlerini temin etmekte zorlanıyor. Bazı siparişlerin teslimatı dört yılı buluyor. Bir elektrik yatırımının tamamlanması, kimi zaman binlerce kilometre uzaktaki bir fabrikanın üretim takvimine bağlı kalıyor. Üstelik bu gecikmeler, şirketlerin yatırım maliyetlerini artırırken yeni projelerin planlanan tarihlerde devreye alınmasını olumsuz etkiliyor.

Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) 2025 yılında yayımladığı rapora göre, büyük güç transformatörlerinin ortalama teslim süreleri 2021'den itibaren neredeyse iki katına çıktı. Fiyatları ise 2019 yılına göre reel olarak yaklaşık yüzde 75 arttı.

Peki nasıl oldu da elektrik sisteminin en temel ekipmanlarından biri bu kadar zor temin edilir hâle geldi?

Yanıtın bir bölümü artan talepte. Avrupa eskiyen şebekelerini yenilemeye çalışıyor. ABD artan elektrik ihtiyacını karşılamak istiyor. Çin ve Hindistan ise büyüyen sanayi üretimlerini destekleyecek altyapılar kuruyor. Bütün bu ülkeler aynı dönemde yeni transformatörlere ihtiyaç duyuyor. Ancak bu cihazları üretmek kolay değil. Özel elektrik çeliği, bakır, yalıtım teknolojileri ve deneyimli mühendisler gerekiyor. Her transformatör de aynı özelliklere sahip değil. Kullanılacağı elektrik şebekesinin ihtiyaçlarına göre tasarlanması gerekiyor. Fabrika sayısını artırmak mümkün olsa da bunun için ciddi yatırımlar ve yıllar gerekiyor.

Kim üretiyor, kim satın alıyor?

IEA verilerine göre 2023 yılında güç transformatörlerinin küresel ticaret hacmi 13,5 milyar dolara ulaştı. Çin, Güney Kore, Türkiye ve İtalya, dünya ihracatının yaklaşık yarısını gerçekleştirirken Çin'in tek başına payı dörtte bir düzeyindeydi.

Diğer tarafta ise ABD ve Avrupa bulunuyor. Bu ekonomilerin transformatör ithalatının parasal değeri, 2018 yılına göre iki katından fazla arttı. Elektrik sistemlerini büyütmek isteyen gelişmiş ekonomiler, ihtiyaç duydukları bazı kritik ekipmanları dışarıdan satın alıyor. Üretici ülkelerin fabrikaları siparişlerle dolarken ithalatçılar uzun teslimat süreleri ve artan maliyetlerle uğraşıyor.

Güney Kore bunun somut örneklerinden biri. HD Hyundai Electric ve Hyosung Heavy Industries'in elektrik ekipmanlarını kapsayan toplam sipariş birikimi, 2024 yılının üçüncü çeyreği sonunda 10 milyar doları aşmıştı. Bu rakamın tek başına transformatör siparişlerini ifade etmediğini belirtelim. Ancak elektrik ekipmanlarına yönelik uluslararası talebin büyüklüğünü anlamak açısından önemli. Bu durum önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bir ülke, enerji altyapısını geliştirmek için gerekli ekipmanı başka ülkelerden almak zorundaysa, enerji yatırımlarının takvimini ne ölçüde kendisi belirleyebilir?

Türkiye bu işin neresinde?

Türkiye, büyük güç transformatörü ihracatında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında.

Bu, küçümsenecek bir sanayi başarısı değil. Ancak bir ülkenin çok sayıda ürün ihraç etmesiyle o ürünün bütün teknolojisine ve ham maddelerine hâkim olması aynı şey değil.

Transformatör üretiminde kullanılan özel elektrik çeliği, ileri mühendislik teknolojileri ve yüksek gerilim test altyapısı kritik öneme sahip. Türkiye'nin bu alanlarda üretim ve araştırma kapasitesini geliştirmesi, ihracatın geleceğini de belirleyecek. Çünkü küresel talep bugün yüksek olabilir. Yarın başka ülkeler yeni fabrikalar kurabilir, üretim kapasitesi büyüyebilir, rekabet sertleşebilir. Böyle bir piyasada kalıcı olmanın yolu yalnızca daha fazla ürün satmaktan geçmiyor.

Bir başka mesele de elektrik yatırımlarının planlanması.

IEA'ya göre özellikle gelişmiş ülkelerde iletim projelerinin gecikmesinde uzun izin süreçleri ciddi rol oynuyor. Elektrik şirketlerinin birbirinden farklı teknik özelliklerde ekipman istemesi ve satın alma kararlarını geciktirmesi de tedariki güçleştirebiliyor. Dolayısıyla transformatör sıkıntısını bütün dünyayı üreticilerin eline bırakan bir kriz gibi anlatmak doğru olmaz. Ortada üretim kapasitesinin yanı sıra planlama, yatırım ve tedarik yönetimi sorunu da bulunuyor.

Fakat şu gerçek değişmiyor: ABD ve Avrupa'da milyarlarca dolarlık elektrik yatırımları planlanırken, bu projelerde ihtiyaç duyulan kritik ekipmanların bir bölümü Çin, Güney Kore, Türkiye ve diğer üretici ülkelerin fabrikalarından temin ediliyor. Enerji politikasında çoğu zaman hangi ülkenin ne kadar petrolü, doğal gazı veya elektrik üretim kapasitesi bulunduğunu konuşuyoruz. Oysa üretilen elektriği şebekeye taşıyacak ekipmanların kim tarafından üretildiği de en az bunlar kadar önemli. Bugün transformatör piyasasında yaşananlar, tam da bu nedenle yalnızca bir tedarik meselesi değil; ülkelerin sanayi gücüyle enerji yatırımları arasındaki ilişkinin somut bir örneği.