officialkunco @ gmail.com

İran'da rezervler büyük, darboğaz kronik

Dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinden bazılarına sahip olan İran, yıllardır enerji ihtiyacını kesintisiz karşılamakta güçlük çekiyor.

Kışın yükselen doğal gaz tüketimi sanayiyi ve elektrik santrallerini zorlarken, yazın artan elektrik talebi üretim kapasitesinin sınırlarını ortaya çıkarıyor. Bu çelişki, enerji güvenliğinin yalnızca yer altındaki kaynaklarla değil, üretim altyapısı, yatırımlar ve tüketim politikalarıyla belirlendiğini gösteriyor.

ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) Ekim 2024 tarihli analizine göre İran, 2023 itibarıyla dünyanın ikinci büyük kanıtlanmış doğal gaz ve üçüncü büyük petrol rezervine sahip ülkesiydi. Yaklaşık 34 trilyon metreküplük doğal gaz rezervi önemli bir potansiyel sunuyor. Ancak rezervlerin büyüklüğü, her koşulda yeterli üretim ve güvenilir dağıtım anlamına gelmiyor.

Rezerv çok, üretim neden yetersiz?

Bu sorunun merkezinde, Katar ile paylaşılan dev rezerv alanının İran tarafındaki Güney Pars sahası bulunuyor. Ülkenin gaz üretiminde kritik öneme sahip sahada üretimi sürdürebilmek için kompresör sistemleri, bakım çalışmaları ve yeni yatırımlar gerekiyor. Teknolojiye erişim güçlükleri ile finansman sıkıntısı, kaynakların daha verimli kullanılmasını sınırlandırıyor. Böylece rezerv zenginliğiyle kullanılabilir enerji miktarı arasında fark oluşuyor.

İran ekonomisinin doğal gaza yüksek bağımlılığı da arz dengesini hassaslaştırıyor. Konutların ısıtılması, elektrik üretimi ve petrokimya sanayisi aynı kaynaktan besleniyor. Soğuk havalarda hanelerin tüketimi arttığında santrallere ve fabrikalara ayrılabilecek gaz azalabiliyor. Depolama ve iletim altyapısındaki sınırlamalar bu baskıyı büyütüyor. Sorun yalnızca ne kadar gaz üretildiği değil, gazın hangi dönemde hangi sektöre ulaştırılabildiği.

EIA'nın 2022 verilerine göre İran elektriğinin yaklaşık yüzde 85'ini doğal gazdan, yüzde 8'ini petrol ürünlerinden üretti. Gaz sıkıntısı yaşanan dönemlerde bazı santrallerin motorin veya fuel-oile yönelmesi maliyetleri ve hava kirliliği riskini artırıyor. Eskiyen tesisler ile bakım ihtiyaçları da kullanılabilir kapasiteyi sınırlıyor. Bu sorunların boyutu, 2023 yazında en yüksek elektrik talebiyle karşılanabilir arz arasındaki farkın 12 gigavata ulaşmasıyla ortaya çıktı.

Gaz var, elektrik neden yetmiyor?

Fiyatlandırma politikası da tablonun parçası. Uzun yıllardır uygulanan enerji sübvansiyonları haneleri desteklerken tasarruf teşviklerini zayıflatabiliyor. EIA verilerine göre İran'ın doğal gaz tüketimi 2013–2023 arasında yaklaşık yüzde 60 arttı. Sanayileşme ve gaz şebekesinin genişlemesi de bu artışta etkili oldu. Diğer yandan kuraklık, hidroelektrik üretiminin dönemsel katkısını azaltarak elektrik sistemini zorlayabiliyor.

İran’ın enerji bilançosunda dikkat çeken başka bir unsur da petrol üretimi sırasında açığa çıkan doğal gazın yeterince değerlendirilememesi. EIA’ya göre 2023 yılında yaklaşık 20 milyar metreküp doğal gaz yakıldı veya atmosfere salındı. Gazın toplanıp işlenmesi, santraller ve sanayi için ilave kaynak sağlayabilir. Ancak bunun için toplama hatları, işleme tesisleri ve sürekli yatırım gerekiyor. Bu durum, enerji kaynaklarının büyüklüğü kadar, bu kaynakları değerlendirebilecek altyapının da belirleyici olduğunu gösteriyor.

Kurulu güç ile fiilen kullanılabilen kapasite arasındaki ayrım burada önem kazanıyor. Yakıt eksikliği, santral arızaları ve iletim kısıtları, yüksek kurulu güce rağmen kesintilere neden olabilir. Üretimi duran fabrikalar, aksayan ticaret ve jeneratör maliyetleri ekonomik yükü artırır. Bu nedenle elektrik arz güvenliği, enerji sektörünün yanında sanayi politikası açısından da belirleyicidir.

İç talep, dış ticaret ve yaptırımlar

Uluslararası yaptırımlar yatırım sorununun ayrı bir boyutunu oluşturuyor. Enerji sektörü sermayenin yanında sondaj ekipmanlarına, kompresörlere ve mühendislik hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Yaptırımlar finansman ve teknik iş birliği seçeneklerini daraltırken, iç politika tercihleri de verimlilik ve tüketimi etkiliyor. Dolayısıyla krizi yalnızca dış baskılarla veya yalnızca iç yönetimle açıklamak eksik kalıyor.

İran'ın enerji dengesi komşularını da ilgilendiriyor. Irak ve Türkiye'ye doğal gaz ihracatı, ülkeyi bölgesel arz zincirinin parçası yapıyor. EIA verilerine göre İran'ın net elektrik ihracatı 2020'de yaklaşık 7 teravatsaatten 2023'te yaklaşık 1 teravatsaate geriledi. İçerideki enerji sıkışıklığının etkileri böylece sınırların ötesine uzanabiliyor.

2026'daki bölgesel çatışmalar mevcut kırılganlıklara yeni riskler ekledi. Reuters'ın 20 Temmuz 2026 tarihli haberinde aktardığı İranlı bir yetkilinin açıklamasına göre saldırılar sonucunda günlük yaklaşık 230 milyon metreküplük doğal gaz üretim kapasitesi kaybedildi. Bu rakam bağımsız olarak doğrulanmış nihai hasar tespiti değil, yetkili beyanıdır. Hürmüz Boğazı çevresindeki taşımacılık riskleri de İran'ın enerji sorunlarını küresel piyasalarla ilişkilendiriyor.

İran için temel mesele yeni rezervler bulmaktan çok mevcut kaynakları güvenilir biçimde üretmek, taşımak ve tüketimi yönetmek. Verimli santraller, yenilenmiş şebekeler, dengeli fiyatlandırma ve kaynak çeşitliliği uzun vadeli çözümün parçaları. İran örneğinin gösterdiği gerçek açık: Enerji zenginliği, güçlü bir enerji sistemi kurulmadıkça tek başına enerji güvenliği sağlamıyor.